YARATILIŞ KİTABI VE ESKİ METİNLERDEKİ BENZER ANLATILAR HAKKINDA


img





Tevrat’ın ilk kitabı olan Yaratılışın asıl ismi “Başlangıç”tır. Kutsal Kitabın Grekçe tercümesinde bu isim Genesis(γένεσις), orijinal yazılış dili olan İbranicesinde Bereşit (בְּרֵאשִׁית) olarak bilinmektedir. Neden başlangıç? Çünkü içeriğinde Dünya’nın, insanoğlunun, İbrani halkının ve İbrahim’in soyundan gelecek olan Mesih vaatlerinin başlangıç anlatıları bulunmaktadır. İlk 11 bölümünde Âdem ve Havva’nın günah işleyerek Aden bahçesinden kovulmaları; insanoğlunun artan günahları yüzünden Nuh döneminde yaşanan bir tufanın oluşu; yine insanoğlunun kibri yüzünden Babil kulesinin yıkılışı ve dillerin karışması hikâyelerini herhalde duymayan biri yoktur. Kimisi bu hikâyeleri mit olarak, kimisi tarihi gerçek olarak yaklaşmaktadır. 12. bölümden itibaren İbrahim ve ailesinin hayatı ele alınmaktadır. Bu bölümden itibaren gerçekleşen olayları genel bir tarihi arka plana ve çerçeveye yerleştirmek daha kolaydır. Şöyle ki, birçok uzman metindeki detaylara dayanarak İbrahim’in yaşadığı dönemin M.Ö. 21. veya 20. yüzyılı yansıttığını savunmaktadır. Tabi ki, İbrahim’in mitolojik bir figür olduğunu veya bu hikâyenin çok sonralarına ait bir hikâye olduğunu iddia eden kuşkucularda mevcuttur.



Yaratılış kitabının ilk 11 bölümünde geçen hadiselerin birçoğu Sümer dönemine ait tabletlerde tesadüfi diyemeyeceğimiz bir şekilde benzerlikler göstermektedir. İnsanın bu metinleri yan yana okuduğunda benzerlikleri görmemesi mümkün değildir. Peki, bu benzerlikler acaba neye işaret ediyor? Tevrat’taki bu anlatılar gerçekten de Sümerler gibi İbranilerden daha eski olan medeniyetlerin mitlerinden ve anlatılarından esinlenmiş veya kopyalanmış hikâyeler midir? Tarihi bir geçerlilikleri var mıdır? Tevrat güvenilir bir tarihi kaynak ve “Tanrı Kelâmı” olmaktan ziyade bir mit koleksiyonu mudur? Dahası, eğer birden fazla medeniyet, benzer başlangıç hikâyeleri aktarıyorsa, hangi senaryo doğru olabilir? Mısır, Sümer vb. medeniyetlerin ucuz bir şekilde birbirlerinden hikâyeler kopya etmiş olması mı? Yoksa benzer hatıraları kendi dünya görüşleri ve inanışları çerçevesinde sunup değerlendirmeleri mi?



Aslında bu son soru, Tevrat ve Yakın Doğudaki benzer anlatıları anlama konusunda bize bir anahtar veriyor. En temel farkıyla Mısır ve Mezopotamya devletleri bu başlangıç hadiselerini çok tanrılı mitlerin perspektifinden aktarırken, İbraniler aynı olayları evrene egemen tek Tanrılı bir bakış açısıyla aktarmaktadır. Bu bağlamda her ne kadar Tevrat’taki tarih anlatısının her boyutu bilimsel manada %100 ispatlanamasada; birazdan göreceğimiz gibi İbraniler, Sümerliler, Babilliler, Mısırlılar ve diğer medeniyetlerde bulunan paralel anlatıların aslında insanlığın paylaştığı ortak bir tarihsel hafızaya işaret ettiğini söylemek mümkündür. Bu yaklaşımla ve doğru yorumlandığı müddetçe, Tevrat’ın güvenilir bir tarihi ve teolojik kaynak olduğunu söyleyebiliriz.