ÖNSÖZ



Günümüz insanının biyolojik, fizyolojik özellikleri Yaratılış bölümlerinde anlatılanlara çok benzemesine rağmen düşünsel-ruhsal durumu, alışkanlıkları birkaç yüz yıl öncesinden bambaşkadır. Beslenme alışkanlığından sevmek-sevilme ihtiyacının karşılanmasına yönelik tüm istek ve davranışlar insandan insana, toplumdan topluma baş döndürecek kadar hızlı değişiyor, karmaşıklaşıyor.


Yine insan cinselliği binlerce yıldır biyolojik olarak değişim göstermemekle birlikte yaşadığımız dönemde cinsellik ile ilgili anlayışlar günden güne farklılaşmakta; yalnız kişisel çerçevede kalmayıp toplumsal önem kazanmaktadır.


Bugün geçmişe göre biyolojik yapımız hakkında, cinsellik konusunda bildiklerimiz bilmediklerimizden çoktur. Ama büyük insan çoğunluğu yaratılış amacına uygun doğrularla hareket etmek yerine, cinsellik ile ilgili görüşlerini ya asılsızbilgilerle biçimlendirmekteler ya da kişisel deneyimlerine dayandırarak oluşturmaktadırlar.


İnsanın biyolojik, anatomik, fizyolojik yapısına, ruhsal varoluşuna aykırı cinsel deneyimler, tutsak aldığı kişilere sahte bir özgürlük sunarak, ne yazık ki, onları köleleştirmektedir. Biyolojik, ruhsal yaratılışa uymayan diğer cinsel deneyimlere benzer biçimde eşcinselliğin ortaya çıkışı da daha çok aileden ve toplumdan kaynaklanan sevgisizlik, sorumsuzluk etkenleriyle birlikte: Doğum anından başlayarak sağlıklı özdeşleşmenin sağlanamaması; öğrenme-eğitimsizlik; cinsellik hakkında edinilen yanlış bilgiler ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan davranışlar tercihlere bağlı olarak kişilerin yaşamına girer gibi görünmektedir.


Bu kitapçık cinsellik konusunda daha geniş kapsamlı bir çalışmanın eki niteliğindedir. Aykırı cinsellik ile birlikte ortaya çıkan yaraların, acıların ve gittikçe artan ters cinsel ilişkilere bağlı fiziksel, duygusal, ruhsal travmaların insanın yaratılışına uygun bir cinsel yaşam sürmesiyle ortadan kalacağı inancıyla okura sunulmuştur.